Unutmak aslında hatırlamaktır cancağızım. Unutmak insana verilmiş büyük bir nimet…
Şükretmeyi unuttuğumuz önemli bir nimettir unutmak…
Söz konusu unutmak ise bu köşe yetmez elbet, deftere, divana sığmaz söz gelir divanelerden de ciltler dolusu yazılar dökülür sayfalara. Lakin ben bu kadar yazayım sen o kadar anla.
Geçen gündü… Şaban ve Hüseyin Hocalarla öğlen yemek yemeye gitmiştik. İşte bu yazının özü o masada düştü gönlümüze. Hafıza-i beşer nisyanla malül olsa da unutulan ne varsa düne dair ‘pat’ diye çıkıverir insanın karşısına. Öyle de oldu.
Lezzetler, acı derken konu geldi Hatay mutfağına. Baharatlar ve özellikle acı Hatay mutfağının vazgeçilmezidir. Acı, Hatay derken deprem geldi oturdu masamıza. Yaşanılan asrın felaketinde Hatay’a gönüllü gitmişti Şaban’la Hüseyin. Tabiri caizse kelle koltukta, uykusuz tüneksiz günlerce çalışmışlar, nice insanımızı sağ salim kurtarmayı başarmışlardı. Boğazımıza lokmalar dizilip birbirimize çaktırmadan hâlâ yemeye devam ederken bir unutmak konusu takıldı dilimize.
Şairlerden-ki Karakoç Hoca masamızda dördüncüydü- türkülere unutmakla ilgili nice sözler uçuşuyordu. ‘Şunu da unutma yaz’ sözleriyle ve bir bardak çayla biten yemek faslından sonra geldim bizim iki kapılıya. Fotokopi, ödev, kalem, silgi dünya telaşı derken unuttum ne yazacağımı. Gece düştü aklıma gündüz yaptığımız muhabbet. Kalkıp geçtim bilgisayarın karşısına.
Temiz bir sayfa açıp uykulu gözlerle baktım bir süre. Sonra o çok meşhur olan video oynatma sitesine girdim. Arama butonuna unutmak yazıp arama yaptığımda karşıma binlerce sonuç çıktı. Allah Allah. Unutmak adına yazılmış binlerce şiir, binlerce şarkı. Unuttum deyip neyi niye unuttuğunu tescil etmekte yarışan insanoğlu…
Unutmak hakkında biraz daha araştırma yaptım. Yeni bilgiler çıkınca karşıma unuttum sandığım bilgiler ortaya çıkınca unutmanın ne büyük bir nimet olduğunu bir kez daha gördüm.
“Düzen böyle bu gemide
Eskiler yiter yenide
Beni değil, sen seni de
Unutursun Mihriban'ım”
Evet unutmak büyük bir nimet, şükretmeyi unuttuğumuz…
Çünkü unutunca kolaylaşıyor hayatımız ve beynimizdeki tonlarca yük ancak unutunca hafifliyor...
Üzüldüğümüz ve üzdüğümüz silinip gidince rahatlıyoruz en çok.
Şükretmeyi unuttuğumuz önemli bir nimet olsa da unutmak son söz yine Karakoç hocanın olsun:
Gerçeğin hayalden en bariz farkı
Uzağa atarsın yakına düşer
Öyle yüzler simalar var ki
Unutmak istersin aklına düşer…